Gerçekten moralimi aşırı bozan bir şey olduğunda kimseye anlatamıyorum. Eğer böyle mideme ağrılar sokacak kadar büyükse ancak kendi ağzıma sıçıyorum hep. Eğer içimde tutmaya dayanamıyorsam da yazıyorum. Tabii ki buraya değil. Hatta belli bir yere bile değil. Aylar sonra bir kitabın arasından…
Hayalimdeki suç ne mi? Bir gece yarısı Tiffanys’e girmek. Soymak için mi? Hayır, avizesi için. Paha biçilemez. Tam ben indirirken, bir kadın beni yakalıyor. Bana durmamı söylüyor. Babasının dükkanıymış. Yani o Tiffany. Hayır diyorum. Bütün gece sevişiyoruz. Sabah, polisler geliyor. Ben de birisinin üniformasını giyerek kaçıyorum. Ona da Meksika’da buluşalım diyorum… Ama Kanada’ya gidiyorum. Ona güvenmem. Ayrıca soğuğu da severim. 30 yıl sonra, bir kart alıyorum. Bir oğlum varmış ve polis şefi olmuş. Hikaye işte burada ilginçleşiyor. Tiffany’e Paris’te, Trocadero Meydanında buluşalım diyorum. Onca yıl beni beklemiş. Benden başkasını sevmemiş. Umurumda olmaz. Buluşmam. Berlin’e giderim. Çünkü avizeyi oraya saklamıştım.
Rainy days.lonely nights.study times.
İster keyif için, ister ders çalışma fon müziği olarak; her türlü güzel yahu.
Moonlight Soundtrack 03 Fauxliage - All The World (by AliceKruspy)
“I’m having a hard time.”
Sadece sonu için bile dinlenesi.
“Now tell me,
Are you okey?”
Tel cambazı istiyordu ki dünya istediği gibi olsun. Bile bile aldanmaya vardırıyordu işi. Ama olmuyordu, kendisi vardı.
– Turgut Uyar.


